Gittim izledim geldim. Beklediğim gibi miydi? Hem evet, hem de hayır. Kesintiler her zamanki gibi vardı. Ancak daha önceki deneyimlerden olsa gerek en aza indirgemeye çalışmışlar. Buna rağmen, sanırım yönetmen kendi imzasını da koymak için- eklemeler de vardı ki bazı eklemeler, benim için, gereksizdi. Ancak merak edilen tüm detayları da görselleştirmeye de çalışmışlar. Buna müteşekkir kaldım. Elbiseler de ayrı bir meraktı benim için ki onları da gayet güzel yansıtmışlar. Ancak Başkan Snow'un film içinde oyun kuruculardan birisiyle birebir konuşmaları var ki sanırım bunu da kitabı okumamış olan insanlara bazı Açlık Oyunları ve Capitol'ün tutumu ile ilgili fikirleri vermek istemişler. Rue'nun ölümü üzerinde de gayet çalışılmış ama Rue'nun mıntakısından gelen ekmek sahnesi çıkartılmış. Bu sahnenin yerine mıntıkada isyan olayları gösterilmiş.
Genel anlamda kesintilerden uzak durulmuş.Bu yüzden de iki buçuk saatlik bir film ortaya koymuşlar. İkinci kitabı okuyan Çiko'nun da uyarısıyla -ki ben daha okumadım- Katniss'in Oyun Kurucularla birebir mülakatındaki tutumuyla ilgili bir durum vardı. İkinci kitap bu tutum üzerine işlenmiş. Ancak ilk filmde bu çıkartılmış. Önemli bir ayrıntı eksiltilmiş. Sanırım ikinci filmde flash-back ile bu tamamlanacak.
Gel gelelim kitap uyarlamalarından aşina olduğumuz bir eksiklik var. Yemek yerken de olur ya hani, bir şeyi eksiktir ama neyi olduğunu bilmeyiz... Tuz atarız olmaz, baharat ekleriz olmaz..İşte bu da o gibi. Evet, memnun bırakıyor. Ancak yine de kitabın yerini tutmuyor.
Kişi seçimi de gayet başarılı olmuş. Hayalinizde canlanan tiplere uyuyor. Ancak kiloları, anlatılandan daha yerinde. O kadar insanı zayıflatmak zor olsa gerek diye düşündüm.
Ayrıca dikkatimi çeken bir husus daha var ki, mekanların fotoğrafik gösterimi. Capitol'de Eğitim Binası'ndaki odalarına geldiklerinde odalar kare kare gösteriliyor ki bu tür kitaplarda, mekan betimlemeleri ilgi uyandıracak derecede olduğundan, uyarlamada da bunları görmek istiyoruz. Bunun için yönetmen Gary Ross bunun üstünde de durmuş.
74. Açlık Oyunları başlasın!
24 Mart 2012 Cumartesi
23 Mart 2012 Cuma
Mikroalaşımlı Çelikler
Aldık bakalım proje konumuzu da. Araştırmalara da başladık. İlk kitabımı ayırttım bile. William F. Smith'in Mühendislik Alaşımlarının Yapı ve Özellikleri.
Bi' kaç tane de tez buldum. Ancak tekrar kütüphaneye uğramalıyım. Proje araştırmalarımda library.nu'yu bolca kullanırdım. Bir zamanların Gigapedia'sıydı. Kapatmışlar... Üzülmemek elde değil. Tam bir akademik sanal kütüphaneydi!
Bu güzel cuma gününde araştırmalarıma devam edip yazabilmemin haklı keyfini yaşıyorum. Keşke bilgiyi özgür bıraksalar...
Bi' kaç tane de tez buldum. Ancak tekrar kütüphaneye uğramalıyım. Proje araştırmalarımda library.nu'yu bolca kullanırdım. Bir zamanların Gigapedia'sıydı. Kapatmışlar... Üzülmemek elde değil. Tam bir akademik sanal kütüphaneydi!
Bu güzel cuma gününde araştırmalarıma devam edip yazabilmemin haklı keyfini yaşıyorum. Keşke bilgiyi özgür bıraksalar...
22 Mart 2012 Perşembe
Teflon! Vay Arkadaş!
Ne yoğun haftaydı ama! Derslerden vakit buldukça kitap okudum. Kitap demişken Kelimelerden Dünya blogum baya baya sevilmeye başlandı. Sevilmesi elbette önemli ancak çevremdekiler için bir ortak nokta oluşturup bana kitap teklifleriyle gelmeleri beni çok sevindiriyor.
-Bak böyle de bir kitap var; bilmem hoşuna gider mi... Bi' oku derim.
Ne güzel öneriler bunlar! Bu tekliflerle ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Okuma masında da okuyacağım kitapların sayısında artış var. Bir zamanlar Kitaplık'ım için kitap sponsoru arıyordum. Çevremdekilerden daha iyi sponsor bulamayacağımı keşfettim.Sponsorluk konusunda bir şirketle anlaşmış olsaydım, gönderecekleri kitaplarda ister istemez ticari kaygılarını da göndereceklerdi. Oysa çevremdekiler sadece sevdikleri için, o kitapta bir şeyler buldukları için bana kitap öneriyorlar. Bunun ne kadar güzel bir duygu olduğumu tahmin edersiniz.
Gelelim Metalurjist kimliğime. Bahardan mıdır nedir dersler renklendi. Zaten ilginç olan derslerde bir renklenme, bir çiçeklenme belirtileri var. Polimerler, Seramikler... Döküm...
Haftasonuna da % 0.3 C alaşımsız sac çelik numunesine rekristalizasyon tavlaması uygulayıp girdik. Yoğundu, Azizim, hafta yoğundu. Rekristalizasyonu da kısaca açıklayayım bak:
Soğuk şekillendirilmiş bir metali belirli bir sıcaklıkta belirli bir süre bekletirseniz mikroyapıda yeniden düzenlenme, yeniden kristallenme görülür. İşte bu işleme de rekristalizasyon tavı denir. Fiziksel Metalurji dersinde haftalarımızı verdiğimiz bu olayı iki cümleyle açıklamak ayıp mı oldu ki? Kısanın kısası bu ama.
İşte böyleyken böyle. Bi' de zamlı ulaşıma alışmaya çalışıyoruz ya, neyse...
Gel gelelim bu yaşıma kadar Teflon'un bir çeşit kompozit falan olduğunu düşünüyordum ki haklıymışım. Ancak ben bu kompoziti metal esaslı düşünürdüm. Meğersem polimermiş! Bir yaşıma daha girdim, tercih ettiğim bölümün ne kadar doğru olduğunu bir kere daha anladım. Linkini verdiğim ticari bir firmanın sitesinden de kendi ürettikleri teflonun özelliklerine göz gezdirebilirsiniz:
http://www.dogusplastiksanayi.com/index.php?pg=teflon
Kapanışı da B.B King yapsın:
-Bak böyle de bir kitap var; bilmem hoşuna gider mi... Bi' oku derim.
Ne güzel öneriler bunlar! Bu tekliflerle ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Okuma masında da okuyacağım kitapların sayısında artış var. Bir zamanlar Kitaplık'ım için kitap sponsoru arıyordum. Çevremdekilerden daha iyi sponsor bulamayacağımı keşfettim.Sponsorluk konusunda bir şirketle anlaşmış olsaydım, gönderecekleri kitaplarda ister istemez ticari kaygılarını da göndereceklerdi. Oysa çevremdekiler sadece sevdikleri için, o kitapta bir şeyler buldukları için bana kitap öneriyorlar. Bunun ne kadar güzel bir duygu olduğumu tahmin edersiniz.
Gelelim Metalurjist kimliğime. Bahardan mıdır nedir dersler renklendi. Zaten ilginç olan derslerde bir renklenme, bir çiçeklenme belirtileri var. Polimerler, Seramikler... Döküm...
Haftasonuna da % 0.3 C alaşımsız sac çelik numunesine rekristalizasyon tavlaması uygulayıp girdik. Yoğundu, Azizim, hafta yoğundu. Rekristalizasyonu da kısaca açıklayayım bak:
Soğuk şekillendirilmiş bir metali belirli bir sıcaklıkta belirli bir süre bekletirseniz mikroyapıda yeniden düzenlenme, yeniden kristallenme görülür. İşte bu işleme de rekristalizasyon tavı denir. Fiziksel Metalurji dersinde haftalarımızı verdiğimiz bu olayı iki cümleyle açıklamak ayıp mı oldu ki? Kısanın kısası bu ama.
İşte böyleyken böyle. Bi' de zamlı ulaşıma alışmaya çalışıyoruz ya, neyse...
Gel gelelim bu yaşıma kadar Teflon'un bir çeşit kompozit falan olduğunu düşünüyordum ki haklıymışım. Ancak ben bu kompoziti metal esaslı düşünürdüm. Meğersem polimermiş! Bir yaşıma daha girdim, tercih ettiğim bölümün ne kadar doğru olduğunu bir kere daha anladım. Linkini verdiğim ticari bir firmanın sitesinden de kendi ürettikleri teflonun özelliklerine göz gezdirebilirsiniz:
http://www.dogusplastiksanayi.com/index.php?pg=teflon
Kapanışı da B.B King yapsın:
18 Mart 2012 Pazar
Metalurji
Bugün bölümden arkadaşlarla muhabbet ederken böyle bir cümle sarf edildi. Benimde ışığım yandı tabi. İlgi alanlarım üzerine blog açarken akademik alanımla ilgili herhangi bir paylaşımda bulunmadığımı farkettim. Hem alandaşlarım için hem de metalurji ve malzeme bilimine meraklı insanlar için, hem de kendim için bir günlük oldu bu. Hatta tüm ilgi alanlarımı da buraya toplamayı düşünüyorum.
Gelgelelim ben bunları düşünürken hala meteorolojiyle metalurjinin farkını açıklamakla uğraşıyoruz. Meslektaşlarım bunun zorluğunu bilir. Hele ki meteoroloji ile alakamız olmadığını anlatabilmenin haklı gururunu yaşarken o dehşet verici soru gelir:
Meteoroloji alanında çalışmıyoruz. Bu soruyu ilk duyduğumda şaka yapılıyor sanmıştım ama...
"Siz ne iş yapıyorsunuz?"Al bi' daha baştan. Buradan açıklıyorum. Metalurji, kısaca metal bilimidir. Metallerin inciğini cinciğini, nerede nasıl davrandığını, içinde ne olduğunu, dışında ne olduğunu, nelerin metalleri nasıl etkilediğini, mikroyapılarını, makroyapılarını, kırılmalarını, kopmalarını, elektriksel, mekaniksel özelliklerini inceler. Benden istenen şey de biraz komiktir aslında, ben senelerimi bu işe harcarken bir cümleyle ne iş yaptığımı özetlemem zordur. Ayrıca mühendisliğimizin adı metalurji ve malzeme mühendisliği. Bu da demektir ki sadece metallerle uğraşmıyoruz. Diğer malzeme türleri de alanımız kapsamındadır.
"E ne yapıyorsunuz yani?"İşte az önceki açıklamaya karşılık bu soruyla karşılaşanlar bile var... O yüzden ne her metalurji ve malzeme mühendisi öğrencilik yıllarında bu tip sorularla karşılaşa karşılaşa kendi cevaplarını oluşturmuştur:
"E ağabey, işte demir-çelik üretiminde, alüminyum falan üretiminde yer alıyoruz. Yeri geliyor kalite kontrolünü yapıyoruz."Bunlar bazen insanlara şaka gibi geliyor ama bunlarla gerçekten karşılaşıyoruz.
Meteoroloji alanında çalışmıyoruz. Bu soruyu ilk duyduğumda şaka yapılıyor sanmıştım ama...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

